▣DENİZLİ'NİN HABER ADRESİ
Döviz kurları yükleniyor…
D24DENİZLİ24HABERİN DOĞRU VE GÜVENİLİR ADRESİ

Haberler yükleniyor…

RÖPORTAJ · PINAR IŞIK ARDOR · AKŞAM'dan

Ekonomi

Vatandaş harcasın, kamu tasarruf yapsın

SETA Ekonomi Araştırmaları Direktörü ve İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim görevlisi Doç.Dr. Nurullah Gür, AKŞAM'dan Pınar Işık Ardor'un sorularını yanıtladı.

Vatandaş harcasın, kamu tasarruf yapsın

PINAR IŞIK ARDOR

Ekonomik göstergeler Türkiye’de mali açıdan bazı sıkıntılara işaret ederken hükümet tarafından önemli adımlar atılıyor. YEP’in açıklanmasıyla beraber gözler piyasalara çevrildi. Enflasyonla, artan döviz kurlarıyla ve cari açıkla mücadele tüm hızıyla devam ediyor. Bu anlamda özellikle kamu da yapılması gereken tasarruflar dikkat çekti. Peki, vatandaş da tasarruf etmeli mi?

SETA Ekonomi Araştırmaları Direktörü ve İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim görevlisi Doç.Dr. Nurullah Gür: Kamunun bazı gereksiz harcamalarını kısması lazım. Ancak tasarruf vatandaş için geçerli değil. Burada her kesimin aynı anda tasarrufa gitmesi demek talebin ciddi anlamda daralması anlamına gelir. Bunu durgunluk diye tanımlayabiliriz. Tasarruf yapması gereken taraf kamu tarafıdır ama o da her alanda değil. Kamu açığının GSYH oranı açısından baktığımız zaman birçok G-20 ülkesinden hatta dünyadaki birçok ülkeden daha sıkı bir mali disiplin içindeyiz. Ancak böyle dönemlerde algıyı kontrol etmek için “Ben mali disiplinden taviz vermeyeceğim” sinyalini vermeniz gerekiyor.

Türkiye ekonomik anlamda sıkıntıda görünüyor. Enflasyon, işsizlik rakamları ve artan döviz kurları tartışılan konular arasında. Arkasındaki sebepleri nasıl açıklarsınız? İyileşme nasıl sağlanacak? Genel bir perspektif çizer misiniz?

“KRİZ DEĞİL, TÜRBÜLANS”

Teknik anlamda Türkiye ekonomisinin krizde olduğunu söyleyemeyiz. Öyle olması için ekonominin 2 çeyrek üst üste negatif büyümesi gerekiyor. Şu anda yaşananları türbülans olarak adlandırıyorum. Peki, ne oluyor şu anda? Türkiye’nin ekonomik sorunları var. Son 1,5 yıldır enflasyonun tekrar çift haneli rakamları gördüğüne şahitlik ettik. Enflasyon artışının temel sebebi şu: 2-3 yılda kurdaki kademeli artış ister istemez ithal ürünlerin fiyatlarını dolayısıyla yerli ürünlerin de fiyatlarını artırıyordu. Bununla birlikte gıdada yaşadığımız yapısal sıkıntılar enflasyonu yükseltiyordu. Petrol fiyatlarının yeniden 70 doları görmesi Türkiye’de enflasyonu artırıyordu. Ama daha kontrollüydü.

“TÜRK HALKI İTHAL ÜRÜNLERİ TÜKETME EĞİLİMİNDE”

Türkiye’nin şöyle bir sıkıntısı var. İhracatın yapısı çok fazla ara ithal mala bağlı olduğu için Türkiye ekonomisi hızlı büyüdüğünde fazla ihracat yapmaya başladığında otomatik olarak cari açık artıyor. Türk halkı ithal ürünleri tüketme eğiliminde. Lüks ithal ürün seviyoruz. Bu saydığım 2 sebep yani ihracatın yapısının ara mallara bağlı olması ve lüks tüketim tabi buna enerji faturasını da ekleyelim. Çünkü enerjinin büyük kısmını ithal ediyoruz. Bu iki sıkıntı yönetilebilir sıkıntılardı. Ancak kurda ilk başta mayısın sonunda yaşanan spekülatif atak daha sonra ağustos başında yaşadığınız 2.spekülatif atak özellikle enflasyon tarafını kötüleştirdi. Kur ekonomik gerekçelerle açıklayamayacağımız bir seviyeye yükseldi.

Şu anda olması gereken dolar kuru nedir?

“YATIRIMCILAR GELİŞMİŞ ÜLKELERİ TERCİH EDİYOR.”

 Küresel konjonktürde 5 ila 5.35- 40 arası olması normal karşılanabilir. Biraz daha düşük olması gerekirdi ama o dönemde seçim girdi seçimin yarattığı belirsizlikler ABD ile yaşanan gerginlik bazı spekülatif haberlerin çıkması, bankalar mevduatlara el konup TL’ye çevirecek gibi manüplatif haberlerin yayılması kurun artmasına sebep oldu. Şu da bir gerçek ki küresel likidite ortamı gelişmekte olan piyasalar için çok iyi bir ortam değil. Özellikle bu periyodda uluslararası yatırımcının gelişmekte olan ülkelere ilgisinin azaldığını zaten görüyoruz. Bunda FED’in faizleri arttırması ya da ticaret savaşları gibi nedenler var. Yatırımcılar bu sebeple gelişmiş ülkeleri tercih ediyor. Bütün bunlar birleşince kurda ister istemez sıçrama yaşandı. Kurun sıçraması hem ulusal hem de uluslararası yatırımcıların TL cinsinden varlıklardan çıkıp daha çok dövize yönelmesine sebep oldu. Bu durum reel sektörü iki kanaldan etkiledi. Bir maliyetler arttı. Bunu bir yere kadar dizginleseniz de bir yerden sonra fiyatlara yansıtmak durumunda kalıyorsunuz.

Şu anda yaşanan durum işte. Sokakta amiyane tabirle ‘hayat pahalılandı’ söylemi var. Ancak bir de fırsatçılar da var.

Yapmak zorunda olan sektörler var. Çünkü ara malları dışarıya bağlı. O ara malları ithal edemediğiniz sürece üretim yapamıyorsunuz. Bir de şöyle hizmetler sektörü için söyleyebilirim veya çok da fazla ara malına ihtiyaç olmayan bazı sektörler de bu konjonktürü fırsat bilerek ürün fiyatlarını arttırdığına da şahitlik ediyoruz. Bir kısmı maliyetlerin yansıması bir kısmı da fırsatçılık.

DENİZLİ24

SERVİSLER

BİZİ TAKİP EDİN

♨ Keşfet